ANASAYFA

Kişiler arası ilişkilerde unutulmaması gereken nokta, duygularımızın bizi ve kurduğumuz iletişimi etkilemesidir. Düşüncelerimizi karşımızdaki insanlara iletirken cümleleri kurgulayışımız “sen” ya da “ben” diliyle olabilir. Ofis içinde iş arkadaşlarımızla ya da özel hayatımızdaki kişilerle iletişim kurarken tarzımız, kullandığımız kelimeler ve cümleler, karşımızdaki kişi üzerinde farklı etkiler yaratır. Söyleme şeklimiz çoğu zaman söylediklerimizin önüne geçer. “Ne oldu şimdi buna, ne dedim ki ben?” diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Ya da aradan zaman geçtikten sonra, arkadaşınızın size söylediklerini düşününce, aslında neler söylemiş olduğunun farkına vardığınız?
İnsanların yanına gittiğinizde yada sevgilinizle buluştuğunuzda veyahutta basit bir aile yemeğinde neler yapmalıyız nasıl durmalıyız. Kendi tecrübelerimden biraz yaralanarak bir kaç bir şey yazacağım ve daha sonra bulduğum yazıyı paylaşacağım. 1) Tatlı dil, hoş bir tebessüm. Her şeyden önemlisi konuşmak, insanların yanlarına gittiğinizde onlarla konuşmayı ve diyaloga girmeyi başarabiliyorsanız sizler bana göre toplumda sevilen insanlarsınızdır. Her şeyden Her zaman bir güler yüzde sunmalısınız her konuşmanın ardına, tabi ki de kahkahalar değil bir tebessüm yeter
İletişimde beden dili %60, Ses tonu %30 ve Kelimeler %10 önem taşır. İnsanlar gerek günlük yaşamların da gerekse iş hayatların da sürekli birbirleri ile iletişim kurallar. İşte bu iletişim etkili olabilinmesi için kişiler basit bir kaç kurala uyması yetmektedir. Bunlara kısaca değinelim. Bu bağlamda çok kelime konuşmak, etkili iletişimin temel kaynağı olarak görülmemeli, aşağıda belirttiğimiz özelliklerin hepsi, bir bütün halinde kullanılırsa başarılı olunabilmektedir. Şimdi bu söylediklerimizi maddeler ile açıklayabiliriz. Temel olarak: İlişkilerde pozitif olmak, olaylara iyi taraflarından bakmak etkili iletişimin temel noktasıdır.
Ertelenen hayal ve hedefler psikolojik hastalığa sebep olur. İçimizdeki enerjiyi dışarıya yansıtmalıyız çekingenliğin ana sebebi Tembelliktir. Tembellikten dolayı çekingeniz.. Sorumluluk alınırsa çekingenlik azalır. 3 büyük hastalık asabiyet , enaniyet , hazırcılık.. Türklerde görülen hastalıklardır. Yeni durum karsısında tepkisiz kalmak çekingenliktir. Sosyal beceri eksikliğidir. Çözümü davranış tedavisi gerekir. Aktif olarak sosyal hayat gireceksiniz başka yolu yok..
Günümüzde her türlü insan ilişkisinde (sosyal, resmi, kurum içi) başarılı olmanın önkoşulu her türlü insanla geçinebilme becerisidir. Fakat öyle insanlar vardır ki onlarla bir çok insan anlaşamaz ve bu insanlar geçinilmesi zor insanlar olarak tanınır. Geçinilmesi zor insanlarla geçinebilme için gerekli önkoşul insanın kendisini tanıması, olaylar karşısında ne tür tepkiler göstereceğini, ne tür duygular yaşayacağını öngörebilmesidir. İkinci önkoşul da yaşadığı duyguların kedisini yönlendirmesini önlemektir. Genellikle size nasıl davranılmasını istiyorsanız, öyle davranmanız tavsiye edilir. Oysa geçinilmesi zor insanlarla geçinmek istiyorsanız, onlara onların uyumsuz davranışlarını arttırmayacak biçimde davranmanız gerekmektedir.
İnsanlar potansiyel ile doğar. Ancak dünyada bir iyiler ve bir de, daha da iyiler vardır. Yani insan fiziksel olduğu kadar nitelik olarakta gelişebilir. Kişinin herhangi bir alanda sahip olduğu potansiyeli biraz daha öteye taşıması işine kişisel gelişim diyebiliriz. Kişisel gelişimin en temel noktası, kişinin kendini tanımasıdır. Kişinin kendini tanıması, hangi alanlarda ne durumda bulunduğunu belirlemesi ve eksik olduğunu düşündüğü alanlarda kendini geliştirmeye karar vermesi, kişisel gelişim sürecinin başladığı andır.
Yeni kurulan ve büyümekte olan bir şirket sahibiyseniz tahminen önceliğiniz müşteri sayısını ve ciroyu arttırmaktır. Ancak dikkat edin, bu yaklaşım işletmeniz için hayati olan finansal verileri gözden kaçırmanıza sebep olmasın. Gözden kaçırılan çok temel bazı finansal veriler sizin gibi girişimcilerin çoğu zaman nakit akışı açısından zor zamanlardan geçmesine sebep olmaktadır. Kendinize sormanız gereken önemli soruları sıralarsak:
 4  ...