ANASAYFA

Patron ve Lider Arasındaki Farkları Apaçık Ortaya Koyan 10 Minimal Poster Önemli olan bir işin sahibi olmak değil o işi yönetebilmektir. Çalışanlarına yol gösteren bir patronu herkes sever ve saygı duyar. Peki ya etrafına emirler yağdıran ve liderlik vasıfları bulunmayan bir patron? Bu tarz patronlar eninde sonunda kaybetmeye mahkumdur. Patronlar ve liderler arasındaki farkları en basit biçimde özetleyen minimalist posterler ile sizi baş başa bırakıyoruz.
Hayal kırıklığının panzehiri kabuldür. Olanı olduğu gibi kabul. Bir şeyler oluyordur ve siz kabul edin ya da etmeyin o oluyordur. Yer çekimini kabul etmeseniz ne olur? Siz ne derseniz deyin o iş başında olacaktır. Bu örnek insanlar için de geçerlidir. Kimi nasıl değiştireceksiniz? Olduğu gibi durumu kabul ile olayların ve getirdiği sıkıntıların üstüne yükselir, onlara üstten bakarsınız. Böylece doğru kararları alabilirsiniz. Kabul etmeseniz ne olur? O zaman kurban sendromuna girer, olayların kuklası olursunuz. Rüzgarın savurduğu yaprak olursunuz. Olduğu gibi kabul ise eylemsizlik değildir. Tam tersine eylemde farkındalık ve şuurluluk demektir. Kabul edip tepkilerini ona göre seçmek, hayatta neye cevap verip vermeyeceğini bilmektir. Rüzgarın önünde rastgele savrulan yaprak olmaktan, rüzgarı görüp, onunla uyumlanarak kendi hareketini seçmek demektir.
Duygularımız olmasa ne olurdu acaba? Hayat nasıl olurdu? İlişkiler nasıl olurdu? Tatmin edecek bir şey olur muydu? İnsan bir şeylerin peşinde bu denli koşar mıydı? Duygularımız olmasa aşk olur muydu? İlahi aşkı arayış olur muydu peki? İnsan olmak demek duygulara sahip olmak ve iyisiyle kötüsüyle duygularımızı yaşamak demek. Duygularımız bizi bu hayata sımsıkı bağlayan en büyük güç. Aşk, sevgi, kızgınlık, öfke, hiddet, hayal kırıklığı, üzüntü, kırgınlık, korku, utanç, endişe, kaygı, ve diğerleri… Onlar olmadan yaşayamayız. Onlar olmadan insan olmayız, olamayız. Duygularımızı oldukları gibi kabul edelim ve onların rehberliğine inanalım. Ama körü körüne bir rehberlik değil, aklın dengelediği bir rehberliğe bırakalım kendimizi.
“Tatil, ders çalışma süreci değildir. Tatil gezme, eğlenme dönemidir. Aileler, ‘Çocuk ders kitabını yanına almıyor, bir şey öğrenmiyor’ diye korkmamalılar. Çocuk, bir otobüs yolculuğunda, bir şehre gezmeye gittiğinde, babası birisiyle konuşurken, rezervasyon yaptırıldığında, her bir faaliyette sosyal bir öğrenme gerçekleştirir. Bu sosyal öğrenmeler okulda olamayacak şeylerdir.”
Eğitim ve öğretim yılının sonuna yaklaşırken ve yaz ayları yavaşça kendini göstermeye başlarken halinden en memnun ve heyecanlı kişiler çocuklar olsa gerek. Yılsonunda başarılarının karşılığında alacakları karne hediyesi ise, onları en çok heyecanlandıran şey. Kimisi bisiklet, oyuncak, kıyafet ya da elektronik bir cihaz isterken kimisi de yeni yerler keşfedip denizin ve güneşin tadınım çıkarmak istiyor. Ebeveynlere de bütün yıl boyunca okula giden ve iyi bir karne getiren çocuklarını mutlu edecek birer karne hediyesi almak düşüyor.
Stres kişinin baş etme yollarını zorlayan dış etkenlere verdiği tepki olarak tanımlanabilir. Belli bir düzeyde olduğunda kişiyi motive eden, tehdit edici faktörler karşısında önlem almayı sağlayan bir rolü olabilir. Fakat aşırı ya da süreğen olduğu durumlarda kişinin psikolojik ya da biyolojik olarak yıpranmasına, çeşitli psikiyatrik sorunlar yaşamasına sebep olacağı açıktır. Günlük yaşamımızın önemli bir kısmı işimizde geçmektedir. İş yerinde yaşanan stres mutlaka çalışma koşulları ile ilişkilidir. Ancak bireysel faktörler, örneğin; kişilik özellikleri dolayısı ile stres ile baş etme yolları, aile yaşantısı ya da diğer sosyal destek kaynakları, yaşamın diğer alanlarında üstlenilen rollerde yaşanılan güçlükler iş stresini etkilemektedir.
Günümüzde her türlü insan ilişkisinde (sosyal resmi kurum içi) başarılı olmanın önkoşulu her türlü insanla geçinebilme becerisidir. Fakat öyle insanlar vardır ki onlarla bir çok insan anlaşamaz ve bu insanlar geçinilmesi zor insanlar olarak tanınır. Geçinilmesi zor insanlarla geçinebilme için gerekli önkoşul insanın kendisini tanıması olaylar karşısında ne tür tepkiler göstereceğini ne tür duygular yaşayacağını öngörebilmesidir. İkinci önkoşul da yaşadığı duyguların kedisini yönlendirmesini önlemektir. Genellikle size nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle davranmanız tavsiye edilir. Oysa geçinilmesi zor insanlarla geçinmek istiyorsanız onlara onların uyumsuz davranışlarını arttırmayacak biçimde davranmanız gerekmektedir
 3  ...